top of page

TAŞPAZARLI KOMŞULARIMIZ

  • Yazarın fotoğrafı: rizakati
    rizakati
  • 25 Haz 2023
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 6 Ağu 2023

AKSARAYLI ÜÇKARDEŞİN WHATSAPP SOHBETİNDEN NOSTALJİK ANILAR:

Altaylık ve Horantası

Alirzemmi'nin sert görünüşü altında şefkatli bir yüreği vardı.

I - Alirzemmi (Altaylık)

BÜYÜK KARDEŞ: Hanemizin en yakını olan kiracılarımızdan söz edip hayırla andıktan sonra, sıra geldi en yakın komşularımıza. Bildiğiniz gibi, o komşular Taşpazarda ki hayatımızın vazgeçilmez parçası, acı tatlı anılarımızın kaynağı, rüyalarımızın konusu, tabir caizse yedimiz içtiğimiz ayrı gitmeyen insanlardı.

Tabii ki söze, hem en yakın komşumuz hem de en yakın akrabamız olan Altaylık ailesinden başlamak elzem ve evladır. Vira Bismillah.

GİRİZGAH

Raviyanı ahbar ve nâkilânı âsâr ve muhaddisânı ruzigâr, hayret ü minnet ile şöyle rivâyet ederler ki zamân-ı evâilde, Halep yolu Taşpazar nam mahalde, Mehmet ve Mustafa diye mâruf hem kardeş, hem de kapı bir komşu iki âdem yaşarmış. Çok sevişen bu iki kardeşin aynı anda denebilecek bir zamanda birer oğulları olmuş ve ikisi de çocukların isimlerini Rıza koyarak, sağ kulaklarına ezan okuyup, sol kulaklarına kamet getirmişler. Vaktaki ecel Mustafa efendinin yakasına yapışıp, mahdumu biçare sabiyi altı aylıkken yetim bıraktığı ahvalde, Mehmet efendi yeğenini Rıza'yı tahtı himayesine alıp kendi çocuğu gibi büyütmeye soyunmuş. Ne var ki bir çatı altında iki Rıza karışıklığa medar olunca amcası onu karşısına almış ve: "Ey biraderimin emaneti ve hanemin bir parçası senin adın bundan böyle Ali Rıza olsun" demiş. (Kurgu rivayet)

BÜYÜK KARDEŞ: Mahallemizin Alirzemmi’si, Ali Rıza efendi (namı diğer Altaylık) Kadı Abdülkerim efendinin ahfadından ve de Rıza dedemizin emmisi olan Mustafa’nın iki oğlundan biri idi.

Daha altı aylık bebekken babası ahrete intikal etmiş olduğu için, lakabının altı aylık anlamında “Altaylık” olarak kaldığı söylenirdi. Ağabeyi Abdülkerim hakkında şecere kaydından başka bilgimiz yoktur. Onun da genç yaşında dar-ı bekaya göçerek dünya sahnesini terk ettiğini tahmin edebiliriz. Böylece Paşacık ile Taşpazar arasında dedemizin arazisinin solunda yaklaşık iki dönüm (dedemizinki kadar) arazi Alirzemmi’ye kalmış.

Tabir caizse ona mahallenin ağası diyebiliriz. İki eşi (Ümüşaba ve Esmaba) ve everinceye kadar kızlarıyla, iki katlı konak misali bir evde yaşadı. Sonradan geniş avlu içinde daha modern görünüşlü iki katlı kâgir bir bina daha yaptırdı. Her daim hayvanları için yanaşma, hanesi için hizmetkâr eksik olmazdı evinde. Mahalleli de hem hürmet eder, hem de çekinirdi ondan.

KÜÇÜK KARDEŞ: Altaylık anlat anlat bitmez. Kendisini gayet flû hatırlıyor gibiyim. Hayalim hafızama oyun oynamıyorsa, Alirzemmi tıknaz, sakallı, bıyıkları sigara sarısı, delişmen bir adam, özel günler için fötr şapkayla tanışmışlığı da var. Tutturabildim mi? Yanlışsam beni doğrulayın.

ORTANCA KARDEŞ: Altaylık tarifin doğruya yakın. Ben bile zor hatırlıyorum. Kısa ve tıknaz olduğu doğru. Yalnız bıyıkları mı yoksa sakalı da mı kızıl idi? En iyisi abim çizsin Altaylığın eşkâlini.

BÜYÜK KARDEŞ: Altaylığın eşkâlini gözümün önüne getirmekte ben de zorlanıyorum. Ağarmış kısa sakal, nargile tütününden sararmış olması gereken bıyıkla, her an öfkeye ya da babacan bir anlayışa evrilmeye hazır değirmi (ablak) bir çehre, ne kısa, ne uzun, toplu (tıknaz?) bir vücut, sisler içinde hayalimi doldurur. Genelde, yürümesine yardımcı olmaktan çok heybetine ilave bir tehdit unsuru olarak taşıdığı bastonunu, elleri arkasında yürürken iki eliyle ortasından tutardı. Sert görünüşü altında şefkatli bir yüreği vardı.

Hayvancılık yaparak geçimini temin ederdi. Geniş ahırında 10-15 sağmal inek eksik olmazdı. Hayvanlar kış sabahları çoban gözetiminde, mahalledeki diğer büyük baş hayvanlarla birlikte güneydeki otlaklara gider akşam dönerlerdi. İlk baharla birlikte Alirzemmi'nin hayvanları yazı dediğimiz otlağa çıkartılırdı; havalar soğuyuncaya kadar ikinci eşi Esmaba ve emektar yanaşma Ali Dede, Çakal isimli yaman bir köpekle hayvanları bekler, sütlerini sağarlardı. Akşama doğru Alirzemmi eşeğine biner, yazıya giderek sağılan sütleri alır, çarşıya götürüp, damadı Tatlıcı İsmail’e teslim ederdi. Bir defasında Alirzemmi rahatsızlanmış bu işe beni uygun görmüşlerdi. Mahalleden yazıya giden yolu biliyordum ama dönerken çarşıya çıkmak için Kergi mahallesinden geçen kestirme yolu bilmiyordum. "Sen merak etme! Eşek yolu biliyor kendi haline bırak o seni götürür dükkana kadar" dediler.

ORTANCA KARDEŞ: Bir de aklıma gelmişken. Altaylık'la ilgili: Vakti zamanında evinin avlusunda, belediye bandosunun coşkusuyla yapılan torunları İhsan ve Erdal'ın sünnet düğününe Mahmut ve benim de yandan çakma dahil edilişimiz vardır.

KÜÇÜK KARDEŞ: Mehmet Abi. Can evimden vurdun beni. Neyimiz akılda kalır? Sünnet.. askerlik... evlilik... ilk çocuk. Ben bu hatırayı ilk defa duyuyorum. Hadi siz gene iyiymişsiniz. Çakma da olsa bando eşliğinde sünnet olmak her kula nasip olmaz.

Biz gariban bu işi evde Nezih’in emanet şapkası ve Zeki abimin kucağında savdık.

Hey gidi günler...







 
 
 

1 Yorum


rizakati
rizakati
02 Tem 2023

Korkardık, Altaylık emmiyi görünce saklanırdık . Torunu Meliha ile O yazıya gitmişliğim var Bahçeye serilen ( Esme nine ) yıldızlara baka baka uyurduk .ne güzel komşularımız komşuluklarımız vardı . Büyük bir aileydik . Teşekkürler. (Tülin Çorakçı Anıl)

Beğen

© 2021 İstanbul - Türkiye

bottom of page